ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK ULUSLARARASI ADALET ZİRVESİ AÇILIŞINDA KONUŞTU08.10.2026
BAKAN GÜRLEK: “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ, GÜÇLÜ OLANIN HUKUKUNUN ÜSTÜNLÜĞÜ ANLAMINA GELMEMELİDİR”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in İsrail engeli nedeniyle zirveye katılamayışına dikkat çekerek, savaş suçlusu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda hitap edebilmesinin çok daha düşündürücü olduğunu belirtti.
Bakan Gürlek, “Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir” dedi.
Uluslararası hukukun bütün aktörlere aynı ölçüde uygulanması gerektiğini vurgulayan Bakan Gürlek “Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın hukukunun üstünlüğü anlamına gelmemelidir” ifadelerini kullandı.
Bakan Gürlek, insan onurunun ve adaletin korunması söz konusu olduğunda hukuki iş birliğinin önünde yapay sınırlar bulunmaması gerektiğini belirterek, “Adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk” temasıyla İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nin açılışında konuştu.
Dünyanın dört bir yanından hukukçuların bir araya geldiği zirvede katılımcıları İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Gürlek, “Camilerin minareleriyle, kiliselerin çanlarıyla, sinagoglarıyla; farklı inançların asırlar boyunca yan yana, omuz omuza yaşadığı İstanbul’umuzda sizleri ağırlamaktan şeref duyuyoruz” dedi.
“KÜRESELLEŞEN DÜNYA ADALET ALANINDA İŞ BİRLİĞİNİ ZORUNLU HALE GETİRMEKTEDİR”
Adaletin artık yalnızca ülkelerin ulusal sınırları içerisinde ele alınabilecek bir mesele olmadığının açıkça ortaya çıktığını belirten Bakan Gürlek, “Savaşlar ve çatışmalar, kitlesel göç hareketleri, yapay zekânın hukuk ve toplum üzerindeki etkileri, sınır aşan siber suçlar, enerji dönüşümü, küresel ekonomik ilişkiler ile uluslararası ticaret ve yatırım ilişkileri; hukukun ve adaletin sınırlarını sürekli olarak yeniden şekillendirmektedir. Küreselleşen dünya, adalet alanında küresel iş birliğini de her geçen gün daha zorunlu hâle getirmektedir” diye konuştu.
“ADALETİN EVRENSEL NİTELİĞİNİN NASIL KORUNACAĞINI DA KONUŞMAK ZORUNDAYIZ”
Bakan Gürlek, “İhtiyacımız olan şey, yalnızca yeni kurallar oluşturmak değildir. Aynı zamanda mevcut kuralların nasıl uygulanacağını, uluslararası hukuk mekanizmalarının nasıl daha etkili hâle getirileceğini ve adaletin evrensel niteliğinin nasıl korunacağını da konuşmak zorundayız” dedi.
Bu nedenle bu zirvenin temasını “Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk” olarak belirlediklerini hatırlatan Bakan Gürlek, “Çünkü adaletin geleceği, yalnızca hukukçuların, hâkimlerin, savcıların veya siyasetçilerin değil, bütün insanlığın ortak sorumluluğudur” ifadesini kullandı.
FİLİSTİN ADALET BAKANININ ZİRVEYE KATILMASI ENGELLENDİ
Bakan Gürlek, uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya olduğu en önemli sınavlardan birinin, güçlünün zayıf karşısında yaratmak istediği, yalanlarla süslenmiş hukuk tanımları olduğunu söyledi.
‘Savaşlarda ilk ölenin gerçek’ olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, “İşte o gerçekler, hukuk ve adaletin can damarlarıdır” dedi. Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zirvemize Filistin Adalet Bakanı Sayın Şerhabil El-Zaim de davet edilmişti. Ancak kendisinin İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle zirvemize katılamayacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu salona baktığımda açıkça ifade etmek isterim ki; başta şahsım olmak üzere burada bulunan bütün adalet bakanlarının ve katılımcıların, Filistin Adalet Bakanı’nın yokluğunda Filistin halkının hukuk ve adalet talebine en güçlü şekilde sahip çıkacağına inanıyorum.”
Adalet Bakanı Gürlek, uluslararası iş birliğini, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini konuşmak üzere bir araya gelinen böyle bir platformda, bir adalet bakanının uluslararası bir toplantıya katılmasının engellenmesinin son derece kaygı verici olduğunu kaydetti.
"ULUSLARARASI TOPLUMUN GÖREVİ, BU TÜR GELİŞMELER KARŞISINDA SESSİZ KALMAK DEĞİL"
Bu durumun Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin bir başka çarpıcı örneği olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil; hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır.
Nitekim geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi de uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Birleşmiş Milletlerin merkezinde gerçekleştirilen ve bütün dünyanın meselelerinin konuşulduğu bir toplantıda Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin fiziken yer alamaması, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını haklı olarak tartışmaya açmaktadır."
Savaş suçlusu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılarak hitap etmesinin daha da düşündürücü olduğunu belirten Bakan Gürlek, "Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir" diye konuştu.
“TÜRKİYE DÜNYANIN HER YERİNDE BARIŞ, HUKUK VE İNSAN ONURUNDAN YANA GÜÇLÜ BİR DURUŞ SERGİLEMEYE DEVAM EDECEK”
Bakan Gürlek, adaletin evrenselliğini savunmanın yalnızca ilkeleri dile getirmekle mümkün olmadığını, bu ilkeler sınandığında da kararlılıkla savunulması gerektiğini ifade etti.
Adalet Bakanı Gürlek, Gazze’de yaşanan gelişmelerin uluslararası hukukun evrenselliği ve uluslararası toplumun adil duruşu bakımından ciddi sorular ortaya çıkardığını belirterek, Türkiye’nin dünyanın her yerinde barış, hukuk ve insan onurundan yana güçlü bir duruş sergilemeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin dünyanın neresinde savaş ve hukuka aykırılık varsa barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana tavır aldığını belirten Bakan Gürlek, bunun Türkiye’nin köklü tarihinin yüklediği bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
“İNSAN ONURUNU ESAS ALAN BİR DÜZENİ İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”
Bakan Gürlek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yıllardır devam etmesinin de derin bir üzüntü kaynağı olduğunu söyledi.
Nükleer silahların oluşturduğu tehdide de değinen Bakan Gürlek, insanlığın geleceğini tehdit eden nükleer silah stoklarının artık yalnızca bir caydırıcılık unsuru olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başta küresel güçler, gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm devletler, silah sanayilerine harcadıkları paraların yarısını insanlığın kalkınması ve barış için harcasalar, inanın dünyanın cennetten hiçbir farkı kalmaz. Evrensel hukukun tam anlamıyla işletildiği bir dünyada birçok sorun ortadan kalkmış olur. Dünyada gelir dağılımının daha adil hâle geldiği bir düzende ise bugün konuştuğumuz birçok sorunu konuşuyor olmazdık. Petrolün, kıymetli madenlerin veya stratejik ekonomik değerlerin savaş ve işgal gerekçesi hâline getirildiği bir dünya düzeni yerine; insan onurunun, yaşama hakkının ve evrensel hukuk değerlerinin esas alındığı bir düzeni inşa etmek zorundayız."
“ULUSLARARASI HUKUK BÜTÜN AKTÖRLERE AYNI ÖLÇÜDE UYGULANMALI”
Uluslararası hukukun, bütün aktörlere aynı ölçüde uygulandığında gerçek anlamda hukuk olabileceğinin altını çizen Bakan Gürlek, "Bir kuralın hukuki niteliği, o kuralın yalnızca belirli durumlarda veya belirli aktörler bakımından uygulanmasıyla değil, evrensel niteliğinin korunmasıyla ortaya çıkar. Bu nedenle uluslararası toplumun bir an evvel harekete geçmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Bakan Gürlek, "İhlal iddialarının etkili şekilde soruşturulması, sorumluların hesap verebilirliğinin sağlanması, delillerin korunması, mağdurların haklarının gözetilmesi ve bağımsız ve tarafsız yargı mekanizmalarının desteklenmesi bu açıdan büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Bakan Gürlek, bu süreçte hâkimlere, savcılara ve avukatlara olduğu kadar akademisyenlere de önemli sorumluluklar düştüğünü belirtti. Bakan Gürlek şu ifadeleri kullandı:
"Hukukun üstünlüğü, yalnızca ulusal hukuk sistemlerinde değil, uluslararası düzeyde de korunması gereken temel bir ilkedir. Batı medeniyetinin en köklü ve en demokrat olarak tabir edilen üniversitelerinde dahi konu İsrail ve Filistin meselesi olunca; akademisyenler ve öğrenciler, ‘özgür dünyayı temsil ettiğini’ ifade eden bu ilim yuvalarında İsrail vahşetlerini dile getirdiklerinde âdeta psikolojik linçe tabi tutuluyorlar.
İşte tam da bu noktada, evrensel hukuk kurallarının gerçekten evrensel olup olmadığı ve küresel adaletin ne kadar adil işlediği zihinlerde haklı olarak sorgulanmaya başlanıyor."
YAPAY ZEKANIN HUKUK ALANINDAKİ ETKİLERİ
Teknolojik dönüşümün de hukuk sistemlerinin önüne yeni ve çok önemli sorular koyduğuna değinen Bakan Gürlek, "Yapay zekâ, hayatımızın ve çalışma biçimlerimizin her alanını dönüştürüyor. Hukuk mesleği de bu dönüşümün dışında değildir. Yapay zekânın hukuk hizmetlerinde kullanılması, karar alma süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onuru gibi konular, önümüzdeki dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacaktır. Burada temel mesele, teknolojik gelişme ile insan hakları arasında doğru dengenin kurulmasıdır. Teknoloji insan hayatını kolaylaştırırken, insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmamalıdır. Yapay zekânın sunduğu imkânlardan yararlanırken insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü korumak zorundayız. Çünkü merkezine insanı yerleştirmeyen hiçbir teknolojik gelişme, adalet bakımından gerçek ve kalıcı bir değer üretemez" dedi.
“ADALET GEREKTİĞİNDE PASAPORTSUZ DOLAŞABİLMELİDİR”
Bakan Gürlek, siber suçların da artık ulusal makamlarca, ülke sınırları içerisinde mücadele edebileceği bir alan olmaktan çıktığını ifade etti. Uluslararası siber suçlarla mücadele alanında iş birliği ve ortak kuralların geliştirilmesinin, adaletin geleceği bakımından büyük önem taşıdığını belirten Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim anlayışımıza göre, insan onurunun ve adaletin korunması söz konusu olduğunda hukuki iş birliğinin önünde yapay sınırlar bulunmamalı; adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir. Savaş suçu, soykırım, toplumların huzur ve güvenini sarsan organize suç örgütleri, kara para ve uyuşturucu şebekeleri ile sosyal medya ve siber suçlar konusunda; özellikle de terör tanımlarının net ve açık şekilde ortak bir mutabakata bağlanması ve bu tanımların devletlerin stratejik çıkar ittifaklarının baskısından kurtarılması gerekmektedir. Bölgesel, ırksal, dinsel, mezhepsel, ideolojik ve ekonomik farklılıkların çatışma sebebi olmaktan çıkarıldığı; evrensel hukuk düzeninin insanlık onuru üzerine inşa edildiği bir dünya oluşturmak hepimizin tarihsel sorumluluğudur. Siber suçların sınır aşan niteliği, devletler arasında daha güçlü adli iş birliğini, ortak standartları ve etkili uluslararası mekanizmaları gerekli kılmaktadır. Dijital dünyanın sunduğu imkânlardan yararlanırken, suçluların sınırlar arasındaki boşluklardan yararlanmasına izin vermemek zorundayız."
“İSTANBUL ULUSLARARASI TAHKİMDE ÖNEMLİ BİR MERKEZ OLMA POTANSİYELİNE SAHİP”
Zirvenin önemli başlıklarından birinin de uluslararası tahkim ve İstanbul’un bu alandaki rolü olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, "Uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesiyle birlikte uyuşmazlıkların etkin, bağımsız, şeffaf ve adil mekanizmalar aracılığıyla çözülmesi her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Tahkim mekanizmalarının bağımsızlığı, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve tarafların adil yargılanma güvencelerine sahip olması, uluslararası tahkime duyulan güvenin temel unsurlarıdır.
İstanbul ise tarih boyunca farklı hukuk ve ticaret geleneklerinin buluştuğu bir şehir olmuştur. Avrupa ile Asya’yı, farklı ekonomik ve kültürel havzaları birbirine bağlayan İstanbul’un uluslararası tahkim alanında da önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu Zirve’de uluslararası tahkimin geleceğini ve İstanbul’un bu alandaki rolünü de bu perspektifle ele alacağız" dedi.
TEKNOLOJİ HUKUKÇULARIN YERİNİ ALMAMALI
Hukuk mesleklerinin de büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Bakan Gürlek, "Yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler, avukatlık mesleğinin çalışma biçimlerini değiştirmekte; alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin önemi artmakta, hukuk eğitiminin niteliği ve hukukçuların uluslararası hareketliliği yeni boyutlar kazanmaktadır.
Bu dönüşümün merkezinde meslek etiği ve hukukun temel değerleri yer almalıdır. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm, hukuk sistemleri için önemli fırsatlar ve kolaylıklar sunmaktadır. Ancak burada asıl odaklanmamız gereken husus, teknolojik yeniliklerin insanlığa ve adalete ne ölçüde hizmet ettiğidir. Teknoloji hukukçunun yerini almamalı; hukukçunun adaleti, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü koruma kapasitesini güçlendirmelidir. Bu minvalde yapay zekâ, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğinin alternatifi olarak görülmemelidir. Adalet, somut olayın bütün koşullarının değerlendirilmesini, hak ve menfaatlerin dengelenmesini, mesleki etik ilkelere bağlılığı ve insan haklarının titizlikle korunmasını gerektirir" diye konuştu.
Bakan Gürlek, adalet sisteminde avukatların rolüne dikkat çekerek, avukatın bağımsız değerlendirmesinin, mesleki sorumluluğunun ve savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlayan rolünün vazgeçilmez olduğunu belirtti.
GÖÇ SADECE SINIR YÖNETİMİ VE GÜVENLİK MESELESİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ
Göç konusuna da değinen Bakan Gürlek, göçün yalnızca sınır yönetimi veya güvenlik meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Göçün aynı zamanda insan onuru, insan hakları, uluslararası dayanışma ve sorumluluk paylaşımı meselelerini doğrudan ilgilendirdiğini belirten Bakan Gürlek, özellikle geri göndermeme ilkesi, güvenli ülke standartları, uzun süreli yerinden edilme ve iklim kaynaklı göç gibi konuların uluslararası toplum tarafından birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
DİJİTAL İLETİŞİM VE SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ YAYGINLAŞMASI
Adalet Bakanı Gürlek, dijital iletişim ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasının, temel hakların korunması ve hukuki sorumluluğun belirlenmesi açısından yeni meseleleri gündeme getirdiğini belirtti. Bakan Gürlek, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi ve dezenformasyon arasındaki dengenin kurulmasının önümüzdeki dönemin önemli hukuki tartışma başlıklarından biri olacağını ifade etti. Platformların sorumluluğu, içerik denetimi, algoritmaların şeffaflığı, kullanıcı hakları ile çocukların ve kırılgan grupların dijital ortamda korunmasının da üzerinde durulması gereken konular arasında bulunduğunu belirten Bakan Gürlek, dijital dünyanın hukuk açısından yeni sorumluluk alanları ortaya çıkardığına dikkati çekti. Bakan Gürlek, hukukun nihai amacının insanı ve insan onurunu korumak olduğunu belirterek, temel hakların, özgürlüklerin, güvenliğin ve adalete erişimin korunmasının hukuk sistemlerinin temel hedeflerinden olması gerektiğini ifade etti.
“ADALET AYRIMCI OLMAMALIDIR"
'Uluslararası hukuk herkes için eşit olmalı' diyen Bakan Gürlek, "İnsan hayatının ve insan onurunun değeri, kişinin nerede doğduğuna, hangi kimliğe sahip olduğuna veya arkasında hangi siyasi gücün bulunduğuna göre değişmemelidir. Adalet ayrımcı olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın hukukunun üstünlüğü anlamına gelmemelidir.
Tam tersine, hukukun üstünlüğü, gücün üzerinde hukukun bulunduğunu gösterir. Bu anlayışla, uluslararası adalet mekanizmalarının güçlendirilmesini, uluslararası hukukun evrensel niteliğinin korunmasını ve hukuki sorumluluğun etkin biçimde hayata geçirilmesini destekliyoruz" diye konuştu.
"İSTANBUL BU ZİRVE İÇİN EN İDEAL BULUŞMA NOKTASI"
İstanbul’un bu zirve için en ideal buluşma noktası olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, "İstanbul, yüzyıllardır farklı medeniyetlerin, hukuk geleneklerinin, kültürlerin ve ticaret yollarının kesiştiği bir şehir olmuştur. Buradaki birlikteliğimizin, birçok evrensel değer bakımından ortak bir anlayış ve ortak bir zemin oluşturulmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu ortak zeminin adı insan onurudur" dedi. Adalet Bakanı Gürlek, insan onurunun korunması, temel hakların güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve adaletin herkes için erişilebilir olmasının ortak sorumluluk olduğunu belirtti. Farklı görüşlerin dinlenmesi, farklı deneyimlerin paylaşılması ve ortak sorunlara birlikte çözüm aranmasının uluslararası adaletin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Gürlek, gerçekleştirilen buluşmanın ortak sorumluluk anlayışının güçlenmesine katkı sağlamasını diledi.
Bakan Gürlek, konuşmasının sonunda zirveye katılan bakanlara, yargı mensuplarına, uluslararası kuruluşların temsilcilerine, akademisyenlere, hukukçulara ve tüm katılımcılara teşekkür etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Hakimi Prof. Dr. Saadet Yüksel’in açılış sunumunu yaptığı programda; konuk bakanlardan Bangladeş Adalet Bakanı Mohammad Asaduzzaman, Gürcistan Adalet Bakanı Paata Salia, Mozambik Adalet, Anayasa ve Din İşleri Bakanı Mateus Da Cecilia Feniasse Saize ve Suriye Adalet Bakanı Dr. Mazhar Al-Wais birer konuşma yaptı.
Programa; Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, HSK Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, İstanbul Valisi Davut Gül, Adalet Bakan Yardımcıları Burak Ceyhan, Sedat Ayyıldız ve Abdullah Aydoğdu ile katılımcı ülkelerin adalet bakanları, adalet bakan yardımcıları, başsavcılar, baro temsilcileri ve uluslararası kuruluşların üst düzey temsilcileri katıldı.